Her zaman göz kamaştırmaya devam eden ve mücevherlere can veren, takılarla hayat bulan pırlantanın işlenmeden önceki ham haline elmas denmektedir bilindiği üzere. Işıl ışıl parlayan pırlanta, bu hayranlık uyandıran değerli taşlar arasında en eski olanıdır aslında. Neredeyse hepsi birbirinden farklı pırlantanın, en azından yüz milyon yıl yaşında olduğu bilinmektedir esasında. Onların arasında olan en değerli pırlantanın ise, üç milyar yıl önce, dünyanın ateş içinde kavrulan derinliklerinde oluştuğu söylenmektedir. Dolayısıyla her bilgide kesinlikle bahsedildiği gibi pırlanta, çok sert bir maddedir. Dolayısıyla var olduğu bu sertlik eşlemelerinde başka hemen hiç bir doğal madde, bu bakımından pırlanta ile boy ölçüşemez denilebilir. Bu taşlar kısmen de olsa yakut ve safirden iki bin kat, onlar gibi insanların yaptığı doğal olmayan sentetik taşlardan da, üç bin kat daha sert olduğu söylenmektedir. Ki bilinmelidir pırlanta, bu değerli taşlar arasında en zor ve nadir bulunanıdır. Aslında bu ayrıcalıklı özelliklerinin yanında pırlanta, ne kadar büyük olursa o kadar da nadide olarak kabul edilmektedir. Örneğin günümüzde ortaya çıkarılan pırlantaların en azından yarısı, mücevherlere taş olabilecek niteliklerde olmaktadır. Tüm bu detayların dışında insanlar, elmas ve pırlantanın iki farklı taş olduğunu zannederler, ancak buna karşılık ikisi de aynı taştır esasında. Bunların yalnızca kesim formları birbirinden farklıdır. Bu taşa verilen ad olan pırlanta, 1919′ da Marcel Tolkowsky tarafından yaratılan kesimin adıdır aslında. Şöyle ki bu kesimde ışık taşın içinde kırılmaktadır burada. Göz kamaştıran neredeyse olağanüstü bir ateş ve parlaklık da vererek geri yansıyor ve böylece daha da göz kamaştırırcasına parlar pırlantalar. Göz kamaştıran bu brillant kesimde, pek çok değişik biçim elde etmek mümkün görülmektedir tercihe göre. Ancak 57 yüzeyli yuvarlak kesim, en çok kullanılan, genel olarak en çok tercih edilen kesimlerin de başında gelir. Aynı zamanda bunların dışında, fantezi kesim olarak adlandırılan diğer kesimlerden azıları da oval, damla, markiz, kalp gibi kesimlerdir.
   Aslında şöyle de bahsedecek olursak, elmas kesim olarak bilinen kesim, dünyada gül kesim diye bilinmektedir esasında. Tamamıyla tercih edilen bu kesimler, ülkemizde yaygın olarak kullanılan ve nesilden nesile aktarılan parçalar olarak görülmektedir. Tercih edilebilen etnik tasarımlı mücevherlerde görülen gül kesimin altı düzdür genel olarak ve 12 ila 37 arasında değişen cilalı yüzeyi bulunmaktadır burada. Bu şekilde taşa çarpan ışık, yalnızca yüzeyden yansıdığı için, pırlantanın doğal olarak kesiminden dolayı ortaya çıkan ateş ve parlaklık gül kesimde bulunmamaktadır. Bu taşların kesilmemiş ve ham hali olan elmasın yaşı, tarihi, yapısı, üzerine yüklenen anlam ve göz kamaştırıcı parlaklığı ile onu mücevherlerin en değerlisi ve en anlamlısı haline de getirmiştir bu değerli güzellikleri. Aslına bakılırsa hemen her pırlanta gerçekten birbirinden farklıdır, eşsizdir ve insanın kendi gibi tektir. Pırlanta günümüzde en çok evlilik tekliflerinin simgesi olarak, çiftlerin sonsuza dek tek olmak istediklerini işaret eder o anda aslında. Birbirlerine karşı duydukları sadakatin, sevginin aşkın en şık hediyesi olan pırlantalar, ilişkinize yüzyıllara yayılmış olan romantizm ve büyüyü davet eder böylelikle. Birbirinden güzel bu değerli taşlar ve pırlanta, şaşılacak güzellikte olup ve nadir bulunan taşlar olmuştur kusursuz mücevherler üzerinde her zaman. Her bir taşın baş döndürücü bir oluşum yolculuğu sonucu doğada oluşmuşlardır tarihe göre diyebiliriz. Bunun yanı sıra yerkürenin çekirdeğinin derinliklerin de, yüksek ısı ve basınç altında da, yükselen lavların içinde yerin derinliklerinde yer yüzeyine aşırı bir sürat ile yolculuk ederek oluşmuştur efsanevi bir biçimde bu değerli taşlar. Her zaman adından güçlü bir biçimde bahseden bu eğerli güzellikler, kadınların büyülü düşlerinin bir kahramanıdır.
Â
Â
Â
Â
